13 Mayıs 2011 Cuma

Tren yolcularını şok eden görüntü! Tren yolcuları, genç kadını 15-16 yaşlarındaki beş çocukla uygunsuz halde görünce...

İngiltere'de yaşanan olayda, 21 yaşındaki Samantha Armstrong, 15-16 yaşlarındaki beş çocukla cinsel ilişkiye girdiği iddiasıyla mahkemeye çıkarıldı.
Sokakta gördüğü çocukların yanına gidip, kendisiyle cinsel ilişkiye girmeyi isteyip istemediklerini soran Samantha'nın, onları tren yolunun yakınındaki bir binaya götürüp, burada cinsel ilişkiye girdiği öğrenildi.
Ancak geçmekte olan trenin içerisindeki yolcuların binada olanları görüp, ihbar etmesiyle polis olay yerine geldi.
Çocuklardan ikisi kaçarken, üçü sorguya alındı, Samantha da tutuklandı.
Mahkemeye çıkarılan Samantha, uygunsuz davranış ve uyuşturucu bulundurma suçlarını kabul etti.
Davayla ilgili görüş bildiren psikolog genç kadının akıl sağlığının yerinde olduğunu açıkladı.
Mahkemenin kararını 16 Mayıs'ta açıklaması bekleniyor.

Kurtlar Vadisi Pusu 125.Bölüm Relamsız Kesintisiz Canlı İzle

Part 1



part 2





part 3




part 4




part 5




part 6

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Anneciğim Fenerbahçe geliyor


Anneciğim Fenerbahçe geliyor
 
L'expansion, Avrupa'nın dev kulüplerinin F.Bahçe'nin ekonomik büyümesinden korkması gerektiğini savundu

www.finansgundem.com
 
11.5.2011 - 08:08
Fransız ekonomi gazetesi, 'F.Bahçe, Avrupa'ya örnek bir kulüp. Aynı mali yapıda gelişme sürerse, çok uzun yıllar değil, belki 10 yıl içinde Şampiyonlar Ligi'nin sürekli şampiyonu olacak' diye yazdı.

Fransız ekonomi gazetesi L'expansion, F.Bahçe'nin mali gelişiminin Avrupa'nın devlerini tehdit edecek düzeye gelmek üzere olduğunu yazdı. Camille Belsoeur imzalı makalede Avrupa'nın pek çok büyük takımını mali açıdan önümüzdeki yıllarda büyük bir yıkımın beklediği anlatıldı. Belsoeur, F.Bahçe ile FC Kopenhag'a özel bir yer açarken, 'Danimarka ekibi ve Fenerbahçe incelenmesi gereken mali yapıları ile Avrupa'nın zengin takımlarına örnek oluşturuyorlar' diye konuştu.

FENERİUM PİYASAYI ELE GEÇİRDİ

BELSOEUR, F.Bahçe için şu yorumu yaptı: 'İstanbul'un büyük kulübü istihdamı çeşitlendirme stratejisi ile ivme yakaladı. Başarılı olması hisse fiyatlarını yükseltti. Her yıl daha da güçlenen mali yapısıyla F.Bahçe, dünya çapında 64 mağazası ile yıllık ortalama 25 ila 30 milyon euro kar ediyor. Bu Fenerium'un incelenmesi gereken bir başarısı. Daha ilginci ise Fenerbahçe'nin ezeli iki rakibi Beşiktaş ve Galatasaray da aynı şehrin, İstanbul'un iki takımı.

BAŞARI 10 YIL İÇİNDE GELİR!

TEK bir şehirde bu kadar önemli iki rakibiniz varken, piyasayı bu kadar önemli şekilde ele geçirebilmek gerçekten araştırılması gereken bir olay. DOW Jones Stoxx Football endeksinde % 42 oranla Türk kulüplerin hisse senedi ağırlığı gözleniyor. Şu anda Türk kulüpleri özellikle Fenerbahçe Avrupa futbol piyasasında pek prestijli görünmüyor fakat aynı mali yapıda gelişme sürerse, çok uzun yıllar değil belki 10 yıl içinde Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nin sürekli şampiyonu olacak.

Futbola 181 milyon

F.Bahçe'nin 2011 yılı bütçe tasarısında en önemli pay futbola ayrılıyor. Giderler kısmının en büyük kalemini, futbolcu transfer giderlerini de içeren 181 milyon 150 bin liralık profesyonel futbol faaliyet giderleri oluşturuyor.

L'expansion korku saldı

F.Bahçe'nin mali yapısını mercek altına alan Fransız L'expansion, Fenerium markasının gelişimine özellikle dikkat çekti. Gazete, Fenerium'un 25-30 milyon euroluk karıyla kısa sürede F.Bahçe'yi Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna taşıyacağı öngörüsünde bulundu.

Türkiye'ye büyük şok! Yüksek Sadakat yarı finalde 19 ülke ile yarıştı, ilk 10'a kalamadı Türkiye'ye büyük şok! Almanya’nın Düsseldorf kentinde dün gece düzenlenen 56. Eurovizyon Şarkı Yarışması

Türkiye'ye büyük şok! Almanya’nın Düsseldorf kentinde dün gece düzenlenen 56. Eurovizyon Şarkı Yarışması’nın yarı finalinde Türkiye adına Live It Up (Hayatını Yaşa) şarkısıyla yarışan Yüksek Sadakat elendi. İlk 10’a giremeyen Yüksek Sadakat, Cumartesi günü yapılacak finale gitme hakkını da kaybetti. Seyircilerin gönderdiği sms’ler ve jürilerin oylarıyla belirlenen finalistler arasına Türkiye’nin girememesi şok etkisi yarattı. 19 aday arasında finale yükselen ülkeler şöyle sıralandı: Sırbistan, Litvanya, Yunanistan, Azerbaycan, Gürcistan, İsviçre, Macarsitan, Finlandiya, Rusya, İzlanda.

Önal: Şarkı şarkı değildi

“Gençler babalarının döneminin şarkılarını özlemişler. Baştan sona radyo günlerine odaklanan zamanları hatırlattı. Yarışmanın galibi Amerikalılar bence. Neredeyse bütün şarkılar İngilizce’ydi. Bizim şarkımız şarkı değildi, bir özelliği yoktu. Cem Karaca’nın kemiklerini sızlattılar. İstanbula’a ait hiçbir değer yoktu. Nasıl kazanacaktık, arkada danseden çıplak kadınla mı? Yüksek Sadakat notalara iyi basıyor ama şarkı şarkı değildi.”

Son 10 yılın en kötü sonucu

56. Eurovision yarışmasında dün gece aldığımız sonuç son yılların en kötü sonucuydu. Türkiye’nin Eurovision’a yarışmaya dahil olması ilk kez 1975 yılında gerçekleşti. Semiha Yankı’nın “Seninle Bir Dakika”sı ile başlayan serüvende Türkiye, Sertab Erener’in “Everyway That I Can” şarkısı ile Eurovision birinciliğini kazanınca ülkede Eurovision heyecanı ve merakı da canlandı. Athena, Kenan Doğulu, maNga ve Mor ve ötesi ile başarılı sonuçlar alındı. Ancak dünkü sonuç finale bile kalınamayınca 10 yılın en kötü sonucu oldu.

ŞEŞEN: ORTADA ŞARKI YOKTU, ÇOCUKLARIN ŞOVU DA KÖTÜYDÜ

Eurovision’da Yüksek Sadakat’in yarı finalde elenmesi AHaber’de yayınlanan “Uykusuz Her Gece” programında tartışıldı. Programa telefon ile katılan İlhan Şeşen, yarışmanın ardından ilk kez konuştu. Yüksek Sadakat’in şarkısına yönelik yorumları sonrası eleştiri oklarının hedefi olan Şeşen, “Ortada şarkı yoktu, çocukların şovu da kötüydü” dedi.

Programa telefonla bağlanan müzik eleştirmeni Naim Dilmener ise şarkının Eurovision’a uygun olduğunu söyledi. Dilmener, “Bugün dünya üzerinde müzik ciddiye alınmıyor demektir” diye konuştu.

Uykusuz Her Gece’nin stüdyo konuğu Kemal Doğulu’nun eleştirilerinin hedefindeyse Yüksek Sadakat’in kıyafetleri ve sahne şovları vardı. Doğulu, kıyafetlerin çok kötü olduğunu, sahne şovunun olmadığını ifade etti.

10 yılda ne yaptık

• 2010 - maNga - We Could Be The Same / 2. oldu • 2009 - Hadise Düm Tek Tek / 4. oldu • 2008 - Mor ve ötesi - Deli / 7. oldu • 2007 - Kenan Doğulu - Shake It Up Şekerim / 4. oldu • 2006 - Sibel Tüzün - Süperstar / 8. oldu • 2005 - Gülseren - Rimi Rimi Ley / 13. oldu • 2004 - Athena - For Real / 4. oldu • 2003 - Sertab Erener - Everyway That I Can / 1. oldu • 2002 - Grup Safir - Leylaklar Soldu Kalbinde 16. oldu • 2001, Sedat Yüce Sevgiliye Son / 11. oldu

Volkan: Hocamız bir ağabey gibi Volkan Demirel, teknik direktör Aykut Kocaman'ın kendileri için bir şans olduğunu belirtti.


11.05.2011 15:05

Fenerbahçe Futbol Takımı kalecisi Volkan Demirel, teknik direktör Aykut Kocaman'ın kendileri için bir şans olduğunu belirterek, ''Hocamız bir ağabey bir arkadaş gibi. İnşallah uzun yıllar Fenerbahçemiz Aykut Hoca ile güzel işler yapacaktır'' dedi.

"AYKUT HOCA FUTBOLCULAR İÇİN BÜYÜK ŞANS"

Fenerbahçe Gazetesi'nin 89. sayısında röportajı yer alan Volkan, teknik direktör Kocaman'ın takım yönetimine övgüde bulunarak, ''Aykut Hoca biz futbolcular için bir şans. Bizimle iyi diyaloglar halinde ve bizi çok iyi anlıyor. Ben kendi adıma bütün açık yüreklilikle hocayla iyi veya kötü her şeyi paylaşabiliyorum. Çünkü bana bu güveni veriyor olması çok önemli. Futbolcu içine atmayı sevmez, eğer ki ben hocam ile her şeyi paylaşabiliyorsam, bu takımımızın iyiliği içindir. Bu konuda arkadaşlarımın da benimle ortak fikirde olduklarını düşünüyorum. Hocamız bir ağabey, bir arkadaş gibi, inşallah uzun yıllar Fenerbahçemiz Aykut Hoca ile güzel işler yapacaktır'' şeklinde konuştu.
Artık Anadolu takımlarının da çok güçlü olduğunu, aşağı yukarı tüm takımların teknik anlamda aynı seviyeye çıktığını anlatan Volkan, ''Bu sezon zorlu geçiyor, umut ediyorum ki sezon sonunda şampiyon takım biz oluruz. Bütün arkadaşlarımın tek düşüncesi, konuşulan, hedeflenen ve özlenen şey şampiyonluğa hep beraber ulaşarak ipi göğüslemek'' ifadesini kullandı.

''MESLEK SIRRI...''

Bir kaleci için penaltı kurtarılmasındaki en önemli faktörlerin ne olduğu sorulan Volkan, bu konuda kendine ait çalışması olduğunu belirterek, ''Önce rakibinizi iyi analiz etmeniz gerekiyor. Benim kendime ait bu konuda çalışma ve düşüncelerim var. Bunlar bugüne kadar çok işime yaradı ama bende saklı olmalı. Buna meslek sırrı da diyebilirsiniz'' dedi.
Fenerbahçe'nin 100 yıllık tarihinde en başarılı kalecilerinin kim olduğu sorusu üzerine de sarı-lacivertli futbolcu, ''Toni'lerle (Toni Schumacher) başladım, Engin hocam ve Rüştü ağabeyler vardı. Biz betonlarda oynarken, hepsini severek, haykıra haykıra bağırarak izlerdim. Onlardan farklı şeyler öğrenmişimdir'' yanıtını verdi.

10 Mayıs 2011 Salı

Kızlar, erkekleri şımarttı!

Kadın ve erkek bir elmanın yarısı gibidirler. Bir başlangıç zaman içinde insan doğası gereği sürekli birlikteliğe dönüşür, tabii ki elmanın diğer yarısı bulununca... Peki günümüzde ne değişti?



Kadın ve erkek bir elmanın yarısı gibidirler. Bir başlangıç zaman içinde insan doğası gereği sürekli birlikteliğe dönüşür tabii ki elmanın diğer yarısı bulununca. Bu da doğru kişiyi bulduğun da kendiliğinden gelişen bir süreçtir.

Peki, günümüzde ne oldu da bu denge bozuldu? Sadece kızlar ilişkinin sonunda evliliğin doğal olduğunu düşünürde erkekler günübirlik yatak ilişkisinde ısrar eder hale geldiler.

Birçok kadının artık ekonomik gücünü elde etmesiyle ilişkilerinde seyri değişti demeyin sakın bu fikre kesinlikle katılmıyorum. Çünkü kızlar hep aidiyet duygusunu yaşamak ister. Evin de çocuğunun büyümesini izler, kocasıyla dertleşmek paylaşmak ister. Hastalıkta sağlıkta onu seven koruyan kocasına dayanmak ister. Gerçek erkekte soyunun devamını sağlayan çocuklarının annesini kendi yanında dimdik duran akıllı bakımlı güzel bir kadın ister. Hastalıkta sağlıkta güven içinde oda karısına evinin gerçek direğine yaslanmak ister. Yaş ilerledikçe yanında bir yoldaş ister insanoğlu...

Erkekler hakkında merak ettiğiniz 75 şey!


Bunların hepsine katılıyorsak neden sevgiye dayalı samimi gerçek birliktelikler azaldı?

Belki erkekler şımardı. Kızlar kolayca onların isteklerini yerine getirmeye başladılar. Ne dersiniz? Özeleştiriye hazır mısınız?

Nasıl istekler bunlar?

Adamlar yemeğe çıkalım dediklerinde kızlar hemen tamam demeye başladı. Dişiler sana ayıracak vaktim yok yerine herkese vakit ayırmaya başladılar. (Maksat gönül kırmamak olsun diye belki)

Hatırlayın eskiden akşam dışarı çıkmak için adamlar dört dönerdi ama kızlar reddederdi ya da bunun için bir süre geçmesini isterlerdi. Şimdi yasaklar yok bu da kolay elde edilmeye yol açtı. Ama unutmayın ki yasaklar çekicidir. Bu çekiciliği bozmuş olabilir misiniz?

Peki sonra?

Sonra erkeklerin akıllı oyunu ile hemen yemeğe çıkan kıza teklif edilecek ikinci konuya gelindi. Yatak! İlk gün yemeğe çıkan ile ikinci gün yatılması istendi. Bunu yaptıkça onlar yemek sonrası aynı gün istediler, biraz daha devam edince şimdilerde yemeğe, konuşmaya gerek kalmadan ilk soruları bu oldu.

Peki, bu günümüz erkeklerine ne oldu? Onlar bunu zaten hep istiyorlardı, onlara hiç bir şey olmadı. Bu süreci başarı ile kontrol eden kızlarımız aceleci oldu.

Ulaşılamayan caziptir kızlar, bunu asla unutmayın. 

Ama bunlar çok can sıkıcı, hep kızların kabahati mi?

Evet, eskiden arkadaşının eski sevgilisine bile bakmazken şimdi birbirlerinin sevgililerini ayartmaya çalışıyorlar. Onlar birbirlerini paralarken erkekler galipleri paylaşıyor.

Bu durumda kızlar salak durumuna düşmüyor mu?

Ben o kadar sert bir kelime kullanmazdım. Daha çok kızlar rollerini karıştırmaya başladı diyebilirim.

Yani erkekleşiyor muyuz?

Çok çirkin bir cümle sevmedim. Erkekleşiyorsanız o vakit niye erkek arıyorsunuz? Bunlar trend laflar sakın medyanın,belki erkeklerin numarasına gelip kendinizi kandırmayın. Yok, öyle bir şey tam kadınsınız sadece yalnız yaşamanın verdiği bir güvenle her işi yapabileceğinizi zannediyorsunuz. Yapmayın siz kızsınız kız gibi davranın.


Peki, ne yapacağız?

Kız gibi derken...

Kız gibi naif, kibar, kırılabilecek çok değerli bir taş edası ile durun. Hem ağırlığınızı gösterin hem de bu kadar güzel, kırılgan bir şeye el sürmekten çekinsinler. Sizi korumak, sevmek gerektiğini anlasınlar.

Hayat müşterek ben de öderim.

Bunu asla yapmayın. Kocanız ya da nişanlınız olmayan bir erkeği asla sırtlamayın. Hele ki bir yemeğe çıktın adam yok kartımı unuttum yok para almadım diyorsa o adamdan canavar görmüş gibi kaçın. 


Unutmuş olamaz mı? Hayat müşterek değilmi?

Ne müşterek hayatı? Adam senin neyinle müşterek. Kocan mı? Mantığa bak böyle yapa yapa zaten... Bırakın biraz adamlar centilmen olsunlar. Senin peşinde koşup, hayatına girmeye çalışırken sana bir yemek ısmarlayamıyorsa, senden alıyorsa. O adamı bırak gitsin ya hayatı boyunca boyle olacaktır ya da o kadar çok kızla çıkıyordur ki artık ilk görüşmelerde para ödemek istemiyordur. O zaman bu adam ne istediğini bilmiyordur. Kaçin. Bu bir kadına saygıdır. Zamanı gelince zaten kadın bunu bir şekilde telefi eder. Bu kadar verici varlıklar olarak bundan hiç şüpheniz olmasın. İlişkiler de samimiyet ve ciddiliktir bunlar. Ben günübirlik ilişkilerden söz etmiyorum ciddi olması gerekenlerden konuşuyorum. Kabul görür veya görmez bu benim düşüncem.

Erkekler sizce kızların isteklerini kolayca yerine getirmeye başladılar mı?

Bilmem bu konu konuşuluyor mu? Kızlar ne istediğini biliyor mu, erkekler acaba bu kız ne ister diye düşünüyor mu? İlişkiler erkeklerin istekleri kızların bunu hemen yapması veya yapmaması etrefinda dönmüyor mu, bana mı öyle geliyor?

Acaba kızların önceliği evlilik, erkeklerinki eğlence mi?

Bak işte bir yanılgı daha... Nerden biliyorsunuz herkesin önceliğini? Kızların hepsi evlenmek istiyor, erkeklerin hepsi eğlence peşinde düşüncesinden vazgeçin. Şu an sorunumuz kaliteli, güzel ilişkilerin bile bitmeye yüz tutması. Evlilik doğal bir süreçtir, her şey yolunda giderse zaten bunu istersin. Önce seviyeli ilişkilerimizi geri kazanalım...

Nasıl davranmalıyız? >>>>>>>>>>

Peki, ne yapalım şimdi?

Hiçbir şey. Doğal olun. Sizi kullanmak isteyen adamlardan uzak durun. Klişelere inanmayın. "Güzelsin akıllısın ama ben henüz ciddi bir beraberliğe hazır değilim." söyleminde ki adamlardan uzak durun. Madem hazır değilsin niye peşimden koşuyorsun?

Aşkınızdan hasta oldunuz ama adam ilgisiz yine bırak gitsin sen üstüne düştükçe şımaracak daha da uzaklaşacak bir geleceğin zaten olmayacak. Niye kendini hala küçük düşürmeye uğraşıyorsun. Zorla güzellik olmaz. Demek ki sana uygun biri değil.

Evli adam en tehlikelisi o macera peşinde heyecanlanırken sen ikinci kadın ve adamın lütfen verdiği kırıntılarla gençliğini heba edeceksin. Niye değer mi? Aşığım saflığını bırak o sana âşık olsa evli kalmazdı. Karısı boşanmıyor. Ailesi kabul etmiyor. Çocuklarını bırakamıyor. Toplum ne der? Bir sürü yalan ya senin ailenin utancı. Senin geleceğin. Senin ruh sağlığın. Ya senin annenin babanın kızı bak kim daha çok inciniyor.

Paniklemeyin, korkmayın bir yerlerde diğer yarın seni bekliyor ama sen gözünü kapatırsan gerçek aşkı da kaçıracaksın.

Kendi değerinizi bilin, saygınızı koruyun. Size bu şekilde davranmayanları hayatınıza almayın.

Bütün bunları yaparken şımarık olmayın, burnunuzu kaf dağından alın bir aşağı indirin. Erkeklerle âşık atmayın derim. Siz doğanın en güzel, en çok özelliğe sahip varlıklarısınız. Tanrı erkeği daha güçlü, kaslı, uzun yarattı ki sizi korusun, size baksın, sizi sevsin. Doğaya karşı gelmekten vazgeçin.


Bakalım siz ne diyeceksiniz?

Sizi dinlemesini sağlayan 4 tüyo!


Eğer iletişimle ilgili tavsiyelerimizi dinlersen, erkek arkadaşın bir daha asla seni duymazdan gelemez. İşte seni can kulağı ile dinlemesini sağlayacak 4 tüyo!



En nazik erkeğin bile önemli bir şey anlatmaya çalıştığında son derece duyarsız olması sinirini mi zıplatıyor? En yakın arkadaşınla aran mı bozuluyor? Sevgilin de sen de cinsel soğukluk mu yaşıyorsunuz? Bu gerçekten o kadar kafaya takılacak bir durum değil. Gerçekten değil!

Bu tamamen erkeklerin, yaradılış olarak kadınlardan farklı olmalarından kaynaklanıyor. Ve sonuç olarak, kelimelerin ona ulaşana kadar kaybolup gidiyor.

Fakat üzülme, çözüm çok basit: Onun dilini konuşmayı öğreneceksin. Bununla ilgili mükemmel ipuçlarımız var.

Sizi dinlemesini sağlayan 4 tüyo!

İlişkiniz sürecek mi, bitecek mi?


Hoşlandığınız erkeğin size uygun olup olmadığını, yol yakınken anlayabilirsiniz. Olmayacak insanlarla ve mutsuz ilişkilerle vakit kaybetmemeniz için bazı kritik ipuçları hazırladık.



Mutluluktan ayaklarımızın yerden kesilmesini, bambaşka biri olmayı, tutkumuzun bizi sürüklemesini hatta ayrılınca yataklara düşmeyi arzulayabiliriz. Acımız büyük olsun, sevdamız kocaman olsun da ne olursa olsun!

Maalesef bu arzumuz o kadar yoğun olur ki yarattığımız bu kocaman aşk balonu, karşımızdaki erkeğin önünü kaplar ve onun tam olduğunu net olarak görmemizi engeller. Peki, şimdilik aşkı bir kenara itelim ve duruma biraz gerçekçi bakmayı deneyelim. Bakalım, gerçekte kiminle, nasıl bir ilişkiye sürükleniyoruz?


İşte ilişkinin yürümeyeceğinin sinyalleri!

Aşkı yoğunlaştıran eğlenceli öneriler!


Yapılan son araştırmalar, en mutlu ilişkilerin yakınlaşmak için yaratılan minicik fırsatlardan beslendiğini gösteriyor. İşte aşkınızı güçlendirmenin kolay ve eğlenceli yolları!



Uzmanlar aşkın ilk günlerdeki heyecanını tükettikten sonra heyecanı geri getirmeye uğraşmak yerine, her gün küçük ve kolay şeyler yaparak aranızdaki bağı kuvvetlendirebileceğinizi söylüyorlar.

Örneğin sevgiliniz duş alırken havlusunu kurutma makinesiyle ısıtabilir, sadece ikinizin bildiği konularda şakalaşabilir, hiç beklemediği bir anda ateşli bir temasta bulunabilir veya ona ne kadar aşık olduğunuzu çıkardığınız, küçük bir sesle belli edebilirsiniz.

Sizin için hazırladığımız ipuçlarına göz atın; onun da kısa sürede bu alışkanlıkları sizin üzerinizde uygulamaya başladığını göreceksiniz.

http://foto.ekolay.net/foto-galeriler/33/25914/Aski-yogunlastiran-eglenceli-oneriler-1.aspx

Seks ne zaman acıtır?

Cinsellik size zevkten çok acı vermeye başladıysa, ortada bir sorun var demektir. Bunu hafife almamalı ve acının kaynağını bulmalısınız.



Cinselliğin var oluş nedeni haz almak olsa da, yapılan araştırmalar, kadınların büyük bir çoğunluğunun yatakta acı çektiğini gösteriyor. Fakat bu acı, karşı cinsin verdiği bir acı değil, genelde hastalıkların neden olduğu ağrılar olarak görülüyor. Sebeplerinin yüzde 80' i jinekolojik hastalıklara bağlı olan bu ağrıların nedenleri arasında sadece fizyolojik değil, aynı zamanda psikolojik nedenler de görülebiliyor.


Ağrılı cinsel ilişki: DİSPARONİ

Ağrılı cinsel ilişki yani disparonide, cinsel ilişkide birleşme anı geldiğinde vajina girişinde ya da daha derinlerde kasık bölgesinde ağrı, acı, yanma, batma gibi istemsiz durumlar hissediliyor. Ağrılı cinsel ilişki birçok kadının fark etmediği, önemsemediği ya da katlanmak zorunda kaldığı bir durum. Oysa bu durum yanlış yerleşmiş kültürel bir saplantı.

Zamanla cinsel ilişkinin sosyal hayatın önemli bir parçası haline gelmesiyle bu sıkıntının çözüm arayışları da arttı. Cinsel ilişkide ağrıyla karşı karşıya kalan bir kadının, öncelikle jinekolog tarafından muayene edilmesi gerekiyor. Eğer herhangi bir jinekolojik sorun yoksa bu durumda psikolojik sorunların araştırılması gerekiyor.


YILLAR SONRA DA GÖRÜLEBİLİYOR...

Ağrılı cinsel ilişki, ilk ilişkiye girildiğinde görülebildiği gibi yıllar sonra da ortaya çıkabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Nevzat Melih Gündüz, "Ağrı hemen dış cinsel organ girişinde ise yüzeysel, vajinada ise orta ve rahim ağzı ya da kasıkta ise derin ağrı olarak biliniyor" diyor.


VAJİNİSMUS, EN ÖNEMLİ NEDENLERDEN BİRİ

Vajinismus, tamamen psikolojik olarak baskı altında kalmış kadınların, çocukluktan itibaren almış olduğu baskı alandaki cinsel bilgiden kaynaklanabiliyor. Bu kişiler, evlenene kadar yasak, ayıp, günah şeklinde cinsel bilgilerle dolduruluyor ve ardından ilk cinsel deneyimlerini yaşamak zorunda kalıyor.

Korku ve acı ile panik olarak yaşanılan ilk cinsel deneyim, bir göreve dönüşüyor. Cinsel ilişki ağrısı kaçınılmaz olarak devam ediyor. Bu hastalığın tedavisi psikolojik oluyor ve seanslar şeklinde konunun uzmanlarınca yapılıyor.

ENFEKSİYONLAR DA AĞRIYA NEDEN OLUYOR!

Dr. Gündüz, "Jinekolojik mantar, bakteri, virüs ve parazit enfeksiyonları yani kısaca mikropların sebep olduğu hastalıklar da genital bölgede ilişki sırasında ağrıya sebep oluyor. Akıntı, yanma, koku, kaşıntı, âdet dışı kanama, şişlik ve kızarıklıklar da sıklıkla karşımıza çıkan bulgular arasında yer alıyor.
Enfeksiyonlara bağlı ağrıların tedavisinde ciddi ilaçlar ya da iğneler kullanılıyor" diyor.


VAJİNA YAPISI ÖNEMLİ

Yapısal olarak dar vajina ya da perdeli vajina, kalın kızlık zarı, kısa vajina da ağrılı cinsel ilişkiye sebep olabiliyor. Vajina yapılarının tedavisi için cerrahi yöntemlerle düzeltici estetik operasyonlar yapılabiliyor. Dr. Nevzat Melih Gündüz, "Rahim, tüpler, yumurtalıkların kist, ur ve diğer iltihaplı hastalıkları da ağrılı cinsel ilişkiye sebep oluyor.

Tedavilerinde ilaçlardan ve cerrahi yöntemlerden faydalanılıyor. Yumurtalıklardaki çikolata kistleri de derin ağrıya sebep oluyor ve tedavilerinde doğum kontrol hapları ve laparoskopi adım verdiğimiz cerrahi yöntemler kullanılıyor" diyor.


HPV VİRÜSÜ

Cinsel ilişki ile bulaşan genital herpes virüs enfeksiyonu da ilişkide ağrıya neden oluyor. Bu virüsün tedavisi için kremler ve haplarla vücudun savunma sistemini kuvvetlendiren vitaminler verilebiliyor. HPV virüsünden 9-45 yaşına kadar aşı olarak korunmak mümkün.



MENOPOZ VE EMZİRME DÖNEMİ

Menopoz ve emzirme dönemindeki vajinal kuruluk da ağrılı cinsel ilişkiye sebep oluyor. Bu kuruluk sebebiyle ilişki sırasında tahriş oluşuyor. Yaşanan yanma ve sancı da cinsel ilişkiyi dayanılmaz bir ızdıraba dönüştürüyor. Östrojen hormonu yokluğunda oluşan bu kuruluk durumu jeller ve kremlerle giderilebiliyor.


DOĞUMLAR

Zor geçen doğumlar ya da fazla sayıda doğum yapmak da üreme organının sarkmasına veya yırtıkların oluşmasına neden olabiliyor. Bu da ağrılı cinsel ilişkinin bir başka sebebi olarak görülebiliyor. Böyle durumlar için lokal anestezik iğneler ya da cerrahi estetik operasyonlar yapılarak vajina normale döndürülebiliyor.

Seksin arka kapısı ve ardındakiler Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cenk Kiper'e, 'seksin arka kapısı' anal seks hakkında en merak edilen soruları sorduk.


Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cenk Kiper'e, 'seksin arka kapısı' anal seks hakkında en merak edilen soruları sorduk. Sağlıklı mıdır? Zararlı mıdır? Zevk alınır mı? Nasıl olmalıdır? Merak ettiğiniz cevapları sizin için derledik.



Anal seks nedir?

Penisin vajinaya değil de makata (popoya- anüse- rektuma -halk tabiriyle arkaya) sokulmasıdır. Makatta çok sayıda sinir ucu bulunur ve çok hassas, duyarlı bir organdır. Bu kadar hassas olmasından dolayı da cinsel ilişki sırasında kullanılması hiç de ender değildir. Sadece erkekler arası eşcinsel ilişkide değil, kadın-erkek arasındaki cinsel ilişkide de kullanılabilir. Makatın cinsel ilişki sırasında kullanılması sadece insanlar arasında değil ama aynı zamanda birçok hayvanda da olabilmektedir.

Sekste kalçaların rolü nedir?

Kalça her iki cins için de cinsel yönden etkileyici bir bölgedir. Erkekler kadar kadınlar da kalçalardan hoşlanırlar ve güzel bir erkek kalçası kadın için çok çekicidir ve tahrik edicidir.

Kalçalar ve makat gerçekten de sinirsel olarak hassas ve cinsel duyarlılığı yüksek bir bölgedir. Bu yüzden kadın veya erkeklerin bazıları mastürbasyon yaparken makatlarına parmak veya başka bir şey sokarak kendilerini uyarabilirler. Aynı şekilde cinsel birleşme sırasında da birçok kadın ve erkek makatlarının uyarılmasından zevk alabilirler.

Bu normal mi dir?

Dr. Cenk Kiper: Bana göre; dinimizce yasaktır ve inançlarıma göre anormaldir ve gereksizdir. Böyle bir şeye ihtiyaç duyan kişinin kendisini sorgulaması gerekir.
"Normal kavramı kişinin din, ahlak ve kültür anlayışına göre, kişiden kişiye göre değişir."

Anal seks zararlı mıdır?
Eğer iki taraf da anal seks istiyorsa...

Cinsellikte dileyen dilediğini yaşar, önemli olan her iki tarafın da aynı şeyi istemesi (burada en önemli nokta budur) ve bundan keyif almasıdır. Her iki taraf da bundan keyif alıyorsa bu onların bileceği şeydir. Standartlara göre seks diye bir şey yoktur. Yani standart seks yoktur.

Anal seks zararlı mıdır?

- Yapılan araştırmalar ve yaşanan gerçeklerin ışığı altında anal seksin bedenen ve ruhen sağlıklı ve gerekli bir şey olmadığı bir gerçektir.

- Anal sekste erkek çok rahatlıkla mikrop kapabilir, çünkü dışkıdaki bazı mikroplar penisten içeri girer erkeği hasta edebilir. Daha da kötüsü bunlar onun prostat dediğimiz önemli bir vücut parçasına yerleşerek (prostat yalnızca erkeklerde bulunan ve idrar torbasının orada idrarı ve spermi yönlendiren bir organdır diyebiliriz kabaca) ileride çok büyük sorunlar yaratabilir.

- Kadın için ise önemli olan makattan çıkan penisin vajinaya temizlenmeden sokulmamasıdır çünkü makattaki dışkıdaki mikroplar vajende hastalık yaratırlar. Buna dikkat etmek gerekir.

- Ayrıca hemoroit'i (basur) olanlarda da bu ağrı yapabilir ve hemoroiti arttırabilir.


Anal seksten hamile kalınır mı?
Anal seksten hamile kalınır mı?

Hayır; anal seksten hamile kalınmaz ama zaten prezervatifle yapılacağı için (bundan böyle) bu tip bir korku hepten anlamsız olur. Prezervatif kullanmak şarttır diyebilirim.

Kadında dışkı tutamamaya neden olur mu?

Makattaki kas (sfinkter) içten dışarıya doğru çalışmaya ayarlanmıştır. Eğer devamlı dışarıdan içeriye giriş olursa bu, bu kasın yapısını bozup dışkıyı tutmayı zorlaştırabilir. Bu tamamen ilişkinin sayısı yani sıklığı ile ilgilidir.

Erkekler neden anal seks isterler?

En önemlisi meraktır, ne hissedeceğini bilmek ister. İkincil olarak kadına hakim olma, bazı durumlarda da kadını cezalandırma gibi bilinç altı nedenleri olabilir. (Psikiyatrlarımız bu konuyu ayrıntılı olarak açıklayabilmektedirler.)

Kadınlar anal seks hakkında genelde ne düşünürler?

Yetişme tarzı ve koşullarına göre yorumları çok farklıdır.
- Bazıları bunu aşağılanma olarak kabul eder.
- Bazıları vajinadan yeterli zevk veremediklerini düşünüp yetersizlik duygusuna kapılırlar.
- Bazı kadınlar bunu arada doğal karşılarlar.
- Bazıları kendileri ister.
- Bazıları içinse tamamen normaldir, beraberliğe zevk veren bir şeydir.


Kadınlar ne hisseder? Zevk alır mı?
Kadınlar ne hisseder? Zevk alır mı?

Genelde kadınların anal sekse ön yargıları vardır, duyduklarından dolayı veya acemi bir tecrübe sonucu canları yandığından pek hoş karşılamazlar. Bazı genç kızlar, kızlık zarlarını koruyabilmek için anal seks yoluyla cinsel ilişki yaşarlar. Ayrıca kadınlar adet gördüğü bir sırada veya vajinasında bir hastalık varsa anal seks yapmaktadırlar.

Kanunlar bu konu hakkında ne diyor?

Anal seks, kanunlarımıza göre yasaktır. Yani kocası tarafından kendisine zorla anal seks yapıldığını ispat eden bir kadın yasal olarak hemen boşanma hakkına sahip olur. Ancak böyle bir şikâyet genelde olamaz, çünkü ya iki taraf da isteyerek yapmıştır ya da kadın bunu ispat edememekte veya boşanacak maddi veya manevi gücü olmamaktadır.

Ahlaken ve dinen değerlendirmesinde; yaşadığınız topluma ve çevreye göre çok değişkenlik göstermektedir. Dini açıdan bazı dinlerde yasaklanmıştır. Müslümanlıkta ise kesinlikle yasaktır.
Bence normal yollardan cinselliği yaşamak yeterlidir, eğer başka şeylere ihtiyaç duyuluyorsa neden böyle bir ihtiyaç olduğunu bir düşünmek gerekir.

Prenses Diana'nın ölümünün gerçek hikâyesi Cannes'da Kazadan sonra bir paparazzi tarafından çekilen ölüm anı ilk kez bir belgeselle gün ışığına çıkacak

10 Mayıs 2011 Salı, 17:37:05
Prenses Diana'nın ölümünün gerçek hikâyesi Cannes'da
Cannes Film Festivali'nde Prenses Diana'nın bir paparazzi tarafından çekilen ölüm anının yer aldığı bir belgesel gösterilecek olması tepki yarattı.
NTV'nin aktardığına göre, 90 dakikalık filmde Dodi ve Diana çiftinin kaza geçirdikleri Paris'teki tünelden çıkarılışları yakın plan siyah beyaz karelerle gösteriliyor.

Bu hafta Cannes'da gösterilecek olan 'Unlawful Killing'in arkasında Keith Allen ve Diana ile aynı kazada ölen Dodi Fayed'in babası Mohammed Fayed yer alıyor. 'Rahatsız edici' olarak tanımalanan bu karelerde Prenses'in saçları ve yüzünün bir bölümü net bir şekilde görülebiliyor. Fayed ve Allen belgeseli 'çiftin ölümünün gerçek hikÂyesi' olarak tanımlıyor.

Diana'nın bu fotoğrafları dünyada daha önce gösterilse de İngiltere'de hiçbir şekilde yayınlanmamıştı, hatta kaza sonrası jüriye verilen resimler bile mozaiklenmişti.

"İngiliz avukatlar filmden 87 sahnenin çıkartılmasını istedi" diyen yapımcılar filmin kesilmemesi için filmin önce Fransa'da ardından ABD'de ve sonrasında İngiltere hariç her yerde gösterileceğini açıkladı.

Müslümanlara hakaret etti, dokunulmazlığı kaldırıldı Avrupa Parlamentosu, Fransa'da Müslümanlara hakaret ettiği için yargılanması istenen aşırı sağcı parlamenter Bruno Gollnisch'in dokunulmazlığını kaldırdı

10 Mayıs 2011 Salı, 17:54:23
Müslümanlara hakaret etti, dokunulmazlığı kaldırıldı
Parlamentonun bu kararının ardından Gollnisch, hakkında ''ırkçı nefreti körüklemek'' suçlamasıyla açılan davada Fransız mahkemesinde yargılanabilecek.

Yabancı düşmanı, aşırı sağcı ULusal Cephe üyesi olan Gollnisch'in, ''Müslümanlar yurdumuzu işgal etti'' açıklaması, ırkçılıkla mücadele derneklerinin sert tepkisine yol açmış ve Avrupalı parlamenter aleyhinde dava açılması talep edilmişti.

Siyanürlü atık Porsuk'a kadar karışır Çevre uzmanları "Siyanür havuzunda son set de çökerse atık Porsuk Barajı'na gelir" diyor.


10.05.2011 - 11:01
Siyanürlü atık Porsuk'a kadar karışır
Kütahya'daki Eti Gümüş Madeni işletmesinin dev siyanür havuzunda cumartesi günü meydana gelen çökme, endişe yaratmaya devam ediyor.

MÜHENDİSLER ENDİŞELİ

Kütahya'da incelemelerde bulunan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, yaptıkları ölçümlere göre 21 milyon metreküp atık suyun depolandığı havuzlardan çevreye bir damla bile siyanür karışmadığını, gereken tüm tedbirlerin fazlasıyla alındığını söyledi. Ancak çevre mühendisleri, barajın 3. ve son setinin de her an çökmesinden endişeli. Meteoroloji yetkilileri bölgede yarın, perşembe ve cuma yağış bekliyor. Yağışın setlerde yeni çökmeler yaratmasından korkuluyor.

FACİAYA RAMAK VAR

Radikal, yaşanabilecek en kötü durum senaryosunu yıllardır siyanürlü madencilikle ilgili araştırmalar yapan Jeoloji Mühendisi Tahir Öngör'e sordu. Son duvarın her an göçebileceğini söyleyen Öngör, siyanür ve ağır metallerle dolu atığın olası seyrini çizdi. Son set yıkılırsa çamur ilk etapta 2-3 km. boyunca tarlaları kapsar. Çamuru ıslah etmek mümkün değil. İncecik öğütülen ağır metaller kanser yapıcı maddeleri yayacak. Atık ilk olarak 5 km kuzeye ve 12-13 km doğudaki Enne Barajı'na ulaşır. Enne Barajı'nda bileşikler çökertilmeye çalışılır.

PORSUK BARAJINA ULAŞABİLİR

Atıklar 2. derecede Porsuk Barajı'na ulaşacak. Porsuk Çayı'na ulaşması 1 hafta, 1 ay belki de 2 yıl alabilir. Porsuk Barajı kritik. Çünkü Eskişehir'in içme suyunu sağlıyor. Barajın dip tortuları içinde ağır metal zenginleşmesi olur.

"KARADENİZ'E KADAR ULAŞIR"

Porsuk Barajı'ndan sonra da daha da seyrelerek ilerler. Sakarya Nehri'ne ve dolayısıyla Karadeniz'e ulaşabilir. Bölgede çayların sayısız yan kolları var. Uzun vadede Eskişehir ve Kütahya'nın kuzey yerleşimleri tehlikede. Boşalacak olan şeyin büyük kısmı çamur. Çamur baraja gelmeden tarlalara, dere yataklarına yayılacak. Ancak içindeki ağır metaller ve siyanürün yaptığı bileşikler tekrar tekrar yıkanarak yeraltı ve yüzey sularına yayılacak. Adından ötürü siyanür öne çıkarılıyor. Ancak çamurda daha tehlikeli ağır metaller var.
Çamurun yayıldığı yerde kayalar geçirirse ağır metaller hızla yeraltı suyuna karışacak. Ya da tarımsal toprağın gözeneklerine inecek. Bitkiye ulaşacak, bitkiyi yiyen, kuşa, tavuğa, ineğe geçecek. Bu durumda akacak sudan hayvanların içmemesi gerekir. Bitkilerin kullanılmaması lazım.

"DEVLET NE SÖYLERSE DOĞRU SÖYLER"

Çevre Bakanı: Devlet ne söylerse doğru söyler, bir gram sızıntı yok
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, dün Kütahya Valiliği'nde düzenlediği toplantının ardından son durumla ilgili bilgi verdi:
"Havuzlarda tüm önlemler acilen belirlenip alınmaya başlandı. Bu tedbirlerin tamamı bitirilinceye kadar işletmede çalışma durduruldu. Dışarıya hiçbir şekilde sızıntı olmamıştır. Araziye, yeraltına, akarsulara hiçbir şekilde, 1 gram dahi atık su, siyanürlü su taşmamıştır. Biz o civardaki tüm kuyulardan, yeraltı sularından numuneler alıyoruz. Yedeğin de yedeği olması bakımından mevcut 4 havuza ilave 5'inci havuz hazırlandı. Şu anda problem, havuzların kendi aralarındaki problemdir. Dışarıya 1 gram malzeme atılmış veya sızmış değildir. Hayvanların derelerden sulanmasında bir sorun yok.
Yağmur yağınca da havuzlara herhangi bir sel suyu gelmesin diye gerekli tedbirler alındı. Böylece problem kökünden çözüldü, rahat bir şekilde buradan ayrılıyorum... Şu anda bir sızma yok ki muhalefet neden bahsediyor. Bu çok ayıptır. Maalesef bu gibi işlerde o kadar çok balon uçuruluyor ki herkes her şeyi söylüyor. Devlet neyi söylüyorsa doğru söyler. Orada çalışan yüzlerce kişi var, konuyu da biliyorlar."

NEDEN ÇÖKTÜ?

Köylüler, 2004'te özelleştirilen tesislerde üretim kapasitesi artınca çökme olduğunu öne sürüyor. Jeoloji Mühendisi Tahir Öngör de "Burası 2004'te özelleşti. 2 yıl sonra işletme kapasiteyi 2 katına, yılda 60 tondan 135 tona çıkardı. Atık miktarı 2 katına çıktı. Havuzu enine büyütemeyecekleri için seddenin üzerine toprak yığarak derinliği arttırdılar. Bu da baskıyı arttırdı. Köylüler 3 yıldır buranın sızdırdığından şikâyetçiydi. Göçmenin nedeni budur" diye konuştu.

BELİRTİSİ 'ACIBADEM KOKULU' NEFES

Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Murat Taşdemir'in verdiği bilgiye göre 1 litre suda siyanür miktarı 8 mg olursa insanı zehirliyor, 20 mg öldürüyor. Kütahya'daki atık havuzunda ise 1 litre suda 1000 mg. siyanür var.

Radikal, İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. A. Gökhan Akkan'a siyanürün insan sağlığı üzerinde kısa-uzun dönemdeki etkilerini sordu.
Siyanürün solunum ya da deriyle yoğun alınması ölüme neden olur. Yoğun 'hidrojen siyanür' buharı, birkaç saniye ile 3 dakikada ölüme neden olur. Bazı hastaların nefesinde acıbadem kokusu hissedilir. Yüksek düzeyde siyanüre maruz kalan kişiye, yüzde 100 oksijen desteği sağlandıktan sonra acilen 'amilnitrit' yada 'sodyum- nitrit' solutulmalıdır.
Orta düzeyde siyanür zehirlenmesinde belirtiler 1 saatten önce ortaya çıkmaz. Kaslarda güçsüzlük, çift görme, şuur bulanıklığı gelişir.
Atık barajlarından sızmayla siyanür toprağa ve suya karışabilir. Kronik siyanür zehirlenmesi yavaş olur. Başağrısı, çarpıntı, mide-bağırsak bozukluğu, uğultu, görme bozukluğu, ciltte kırmızı kabarcıklar gözlemlenir. Kronik zehirlenmede kişiler, uzun yıllar zehirlendiğinin farkına bile varmaz.
( Radikal - Mine Tuduk)

Artık Schumacher'den korkmuyorlar Johnny Herbert, efsanevi pilotun sezon sonunda bir daha geri dönmemek üzere yeniden emekliye ayrılacağı görüşünde


10.05.2011 12:11
Artık Schumacher'den korkmuyorlar
Michael Schumacher'in eski takım arkadaşı Johnny Herbert, efsanevi pilotun sezon sonunda bir daha geri dönmemek üzere yeniden emekliye ayrılacağı görüşünde. Herbert, Schumacher'in henüz podyuma dahi çıkamamasını ise yeni nesil pilotların daha iyi olmasına bağladı.
Michael Schumacher'in, Mercedes ile yeniden pistlere dönmesi Formula 1 dünyasında büyük heyecan yaratmıştı. Ancak 7 dünya şampiyonluğu bulunan efsanevi pilot, emeklilik dönüşü beklenen etkiyi yapamadı.
Geçen sezonun başından bu yana podyuma çıkamayan Schumacher, hala 92. Grand prix galibiyetini arıyor. 1995'te Benetton takımında Schumacher ile birlikte yarışan Johnny Herbert bu duruma dikkat çekerek, efsanevi Alman pilotun sezon sonunda bir daha geri dönmemek üzere emekliye ayrılacağını savundu.
"Schumacher orta sıralarda yarışmak için Formula 1'e geri dönmedi" diyen Herbert, "Schumacher yeniden şampiyonluğa ulaşma hayali ile emeklilikten döndü. Ancak işler istediği gibi gitmedi.. Gelecek sezon da yarışma kararı alması,, benim için büyük bir sürpriz oldu" ifadelerini kullandı.
Herbert, 42 yaşındaki Alman pilotun başarısızlığındaki asıl nedenin ise kullandığı otomobil olmadığı görüşünde. "Basit gerçek şu, Schumacher artık pistteki en iyi pilot değil" yorumunu yapan Herbert, "Formula 1'de yarış kazanma çıtası yükseldi. Schumacher ise artık o seviyede değil. Geçmişte bir pilot için Schumacher'i arkasında görmek çok zordu. Bugünse genç pilotların hiçbiri, Schumacher'i aynalarında gördüklerinde korkmuyor" dedi.
Michael Schumacher, 12. Olarak tamamladığı Türkiye Grand Prix'si sonrası, yarışmaktan eskisi kadar zevk almadığını söyleyerek emeklilik sinyalleri vermişti.

fenerbahçenin kuyusunu kazmak için uğraşanlar her hafta olduğu gibi bu haftada iş başındalar


10.05.2011 14:10

ben uzun yıllardır spor programlarını takip ediyorum özelliklede telegolü yaklaşık 7-8 senedir takip ediyorum; şunu çok iyi anladımki bu program tamamen fenerbahçenin aleyhinde çalışıyor.şimdi bide bunun yanında yine aynı kanalda çok farklı diye bir program başladı ama aynı zihniyet aynı mantalite devam ediyor.pazar günü telegolde karabükspor -fenerbahçe maçı biter bitmez bu yorumcular maçı falan unuttular emenikeye kitlendiler.neymiş emenike neden oynamamış,işte fenerbahçeyle anlaştığı içinmi oynamadı,sonra onun provokatif takım arkadaşı trabzonlu bülent ataman çıktı işte sahada olanlar şerefleriyle oynadılar oynamayanlar için bişey demicem falan diyerek yangına körükle gitti ortamı iyice gerdi.şimdi 1 incisi zaten telegol programı bişeyler arıyor belli e sen bülent ataman arkadaşım sen trabzonluda olsan başka takımıda tutsan takım arkadaşın hakkında bu şekilde konuşamazsın buna hakkın yok.farzetki bilerek oynamadı bundan sanane,sanamı düştü o oyuncuyu yargılamak.eğer fenerbahçe yenilgisini içine sindiremiyosan git bir bardak su iç arkadaşım fakat hiç hakkın olmamasına rağmen emeniyeyi karalamak senin haddine değil.ayrıca karabükspor başkanınada ben şaşıyorum.bu şekilde açıklamalar yapmış bir futbolcuyu hala nasıl tutar takımda ben anlayamıyorum.bu adamın bu sözlerden sonra kesinlikle bu takımda kalmaması lazım.dün akşamda bağlanmış utanmadan sıkılmadan ne demek istediğimi anladınız siz diyor.yine aynı programda serdar bali denen yorumculukla hiç alakası olmayan tamamen taraflı tamamen düşman bir adamın çıkıpta emenike hakkında işte takımına hakaret etmiştir oynamalıydı işte delikanlıysa trabzona karşı oynasın falan diye nasıl pervasızca yorum yaptığınıda cümle alem gördü.telegol programında 3 saat emenikeyi konuştular,yine çok farklı programında 3 saat emenike konuştular.yine aynı insanlar selçuk oyundan atılmalıydı dedi fakat niangın verilmeyen penaltısından hiç söz etmediler,stochun ayağına basılmasından söz etmediler ama aynı pozisyonlar karabük aleyhine olsaydı kıyameti koparırlardı.bu programlar fenerbahçeye karşı olan kinini resmen kusmuştur.maalesef o programlardaki fenerbahçeli yorumculardan sadece ercan saatçi tam anlamıyla tepkisini koyabilmektedir fakat bu tepkide yetersizdir.çünkü bunlar ısrarla fenerbahçe aleyhinde yayın yapmaktadır.benim fenerbahçeli arkadaşlara tavsiyem tamamen programını fenerbahçeyi karalamak fenerbahçenin kuyusunu kazmak üzerine kurgulamış bu iki programı en azından iki hafta boyunca izlememesidir.anlaşılan o ki bunlar insanları toplumu germek istiyorlar.ortada bişey yokken olmuş gibi göstermek istiyorlar.her türlü karalama provokasyon ve yalanlara rağmen FENERBAHÇE DİMDİK AYAKTA VE ALLAH NASİP EDERSE İNŞALLAH ŞAMPİYON OLACAK.galatasaraylı beşiktaşlı ve trabzonlu arkadaşlar sizin ne yorum yazacağınızı zaten biliyorum.istediğiniz yorumu yazın.bizim alnımız ak.yorum yazacak olanlar şu soruyuda cevaplasınlar.aziz yıldırım madem hakemleri bu kadar etkiliyor o zaman neden geçen sezon son haftada şampiyonluğu kaybettik onu söyleyin.bu adam her haftayı hesap ettide bi son haftayımı hesap edemedi.hadi cevaplayın.zaten hep ne desek hep olumsuz yorum yazıyosunuz o zaman bu soruyuda cevaplarsınız.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Bekaretini satıp bağış yaptı

Belçika'da bir kız öğrenci, eğitim masraflarını karşılamak için internet üzerinden bekaretini sattı. Genç kız, gelirinin bir kısmını yardım kuruluşuna bağışlama kararı aldı.

13:45 | 09 Mayıs 2011
Bekaretini satıp bağış yaptı
Mart ayında bir eskort sitesinde satışa çıkardığı bekaretini 50 bin Euro'ya bir yabancıya satan, 21 yaşındaki genç kız, bazı koşullar da öne sürdü.

Buna göre, adı sadece Noella olarak açıklanan genç kız, kendisiyle 24 saatliğine birlikte olacak kişiye bakire olduğunu gösteren yeni tarihli bir doktor raporu verecek. Söz konusu kişi, onu alışverişe ve istediği bir restoranda akşam yemeğine götürecek. İlişki sırasında kesinlikle prezervatif kullanılacak ve Noelle, fahişe olmadığını kanıtlamak için elde ettiği gelirin yüzde 5'ini bir yardım kuruluşuna bağışlayacak.

8 Mayıs 2011 Pazar

Fenerbahçe'de gergin kongre Fenerbahçe Mali Genel Kurul'da gergin anlar yaşandı


08.05.2011 15:06
Fenerbahçe'de gergin kongre
Fenerbahçe Kulübü'nün Olağan Mali Genel Kurul Toplantısı'nda kulüp yönetim kurulunun hazırladığı 2010 faaliyet raporu hakkında görüş belirten üyelerden çoğu, ''Konuşan Fenerbahçe Platformu''nun bir gazeteye verdiği ve içerisinde kulübün mali durumuyla ilgili yönetim kuruluna sorular yönelttiği ilanı eleştirdi.

KİMSEYE YAKIŞMAZ

Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri'nde yapılan toplantıda, rapor hakkındaki görüşler kısmında ilk sözü alan üye Suat Müftüoğlu, gazete ilanının ''Fenerbahçemiz için konuşuyoruz'' başlığıyla yayınlandığına dikkati çekerek, ''Konuşma, tartışma burada olur. Burada faaliyetleri, mali konuları eleştireceksiniz. Gazete ilanlarıyla afaki ifadelerle beyinlerimizi kuşku içinde bırakmak bunu yapanlara yakışmadığı gibi bu camiada hiç kimseye yakışmaz'' dedi.

BURASI GALATASARAY DEĞİL

Kulübün gelirlerinin belki de ilk defa fazla olduğunu kaydeden Müftüoğlu, ''Biz gazetelerle denetlemeye başlarsak bu genel kurula ihtiyaç yok. Böyle bir yol mu açmak istiyoruz. Burası Galatasaray değil. O güzide kulübümüzün ne hale geldiğini görüyoruz. Oradaki gibi bir kaos mu yaratılmaya çalışıyor. Buna asla müsaade etmeyiz'' ifadesini kullandı. Müftüoğlu, konuşmasının sonunda üyelere yönetim kurulunu ayakta alkışlattı.

PARALI ADAMLARA İHTİYAÇ YOK

Turgut Gür ise yaptığı araştırmada, Fenerbahçe'nin varlıklarının kendilerine gönderilen 2010 faaliyet raporunda gösterilen değerlerinden 3 kaz fazla, borcun da gösterilenden daha az olduğunu gördüğünü söyledi. Fenerbahçe'nin bugüne kadar böyle bir bilançoya sahip olamadığını vurgulayan Gür, ''Eskiden kongre yaklaştıkça paralı adam arardık. Bundan böyle kişilere, paralı adamlara ihtiyacımız yok'' dedi.

AYKUT HOCA, DAUM'UN 3'TE 1 PARASINI ALIYORMUŞ

Ogün Altıparmak da gazetedeki ilana üzüldüğünü vurgulayarak, Fenerbahçe Kulübü'nün 1.5 milyar dolar varlığı olduğunu belirterek, ''Futbolda da başarı var. Aykut hoca Daum'un 3'te 1 parasını alıyormuş. Daum'dan daha başarılı oluyor. Fenerbahçe bu gidişle dünyanın en zengin 10 kulübü arasına girecek. Bu ilanı veren arkadaşlar, ilanı verdiğiniz parayı altyapıdaki okullara verin'' diye konuştu.
Ali Murat Şahinoğlu ise Fenerbahçe'nin futbolda başarılı olduğunu savuarak, ''Şanssızlık eseri kaçan son 2 şampiyonluk olmasaydı, Yıldırım dönemi futbolda en başarılı dönem olacaktı. Tüm branşlarda şampiyonluklar yaşıyoruz'' dedi.

ELEŞTİRİLER

Toplantıda söz alan bazı üyeler ise rapor hakkında eleştirilerde bulundu.
Eski yöneticilerden Hulusi Belgü, kulübün mali durumunun pek iç açıcı olmadığını iddia ederek, ''Bilanço muhasebe teknikleriyle büyütülmektedir. 2011 yılında büyük maliyetlerle futbolcu transferi yapılacak, kulübün borcu artacaktır. Kulübümüz incelemeden futbolcu almaktadır. İdari giderler geçen iki yılda iki katına ulaşmıştır. 2010 yılında banka komisyonu, faiz ve kur giderleri olarak bankalara 50 milyon lira ödüyoruz. Neredeyse stadımızın bütün kombine ve gelirleriyle eşdeğer'' dedi.
Gelir kaleminde 78 milyon liralık tesisleşme sponsorluklarının dikkati çektiğini bildiren Belgü, şöyle devam etti:
''Bu sene gelir tablosunun fazla olmasının sebebi budur. Bu, önümüzdeki sene 10 milyon lira olarak bütçelenmiştir. Fenerbahçe Kulübü gerçekte 55 milyon lira eksi vermiştir. Bu sponsorluk geliri artı olarak eklenmiştir. Pasiflerle ilgili Fenerbahçe'nin borçlarının vadeleri net bir şekilde açıklanmalıdır. Bu sene kulübün borçları 150 milyon lira artmıştır. Bunun en önemli nedeni 60 milyon lira ile uzun vadele banka borçlarıdır. Fenerbahçe büyük bir borç batağındadır. 30 milyon dolar toplamak için satılan hisseler, bugün kat be kat artmıştır. Yani ucuza satılmıştır. Aziz Bey, sizle 2 sene çalıştım, size olan saygı ve sevgimi herkes biliyor. Tek ricamız Fenerbahçe'nin kaynakları daha dikkatli harcanmalı.''
Bu arada, kulüp başkanı Aziz Yıldırım, Belgü'nün halka arzla ilgili söylediklerine tepki göstererek, ''Halka arzı yaparken, sen de destek verdin'' dedi.
Barış Ertül ise Fenerbahçe Kulübü'nün geçen dönemde bağımsız denetçi Deloitte tarafından, bu yıl ise İtimat tarafından denetlendiğine dikkati çekerek, ''Sayın başkan Deloitte'yi söylerken 'İlk 4'te' demiştiniz. İtimat ilk 10'da yok. Deloitte geçen yıl mali genel kuruldan sonra 9 Ağustos 2010 tarihinde yaptığı açıklamada, faaliyet raporunda yer alan derneğin resmi kayıtlarına istinaden hazırlanan mali raporlara denetçi görüşü vermediğini açıkladı. Bağımsız denetçiler konsalite tablo hazırlayıp, Türkiye Futbol Federasyonu'na (TFF) gönderiyor. Bir üyemiz 'Federasyona giden bağımsız denetçi raporlarına verin' demiş, yönetimimiz cevap vermemiş. Fenerbahçe Genel Kurulu, kulübün sahibidir. TFF'nin ekonomik bilgiyi bilip, kulübün sahibini bu bilgiden mahrum olması olmaz. 2009 yılındaki faaliyet raporlarındaki bazı rakamlarla Deloitte'nin açıkladığı rakamlar farklı. Bağımsız denetçi raporunu açıklayın, biz de gerçek durumumuz analiz edelim'' diye konuştu.
Başkan Yıldırım, Ertül'e de oturduğu yerden tepki gösterdi.
Taner Güven ise sorulan sorulara Aziz Yıldırım'ın herkesin anlayacağı dilde cevap vermesini isterken, Yıldırım ''Gazetede sormayın, burada sorun'' dedi.
Bunun üzerine Güven, ''Sayın Yıldırım, size bir soru sorulduğu zaman bunu soranların Fenerbahçe düşmanı olduğunu savunmayın'' ifadesini kullandı.
Genel Kurul Divan Başkanı Talat Yılmaz, eleştiri yapan üyelerin konuşması sırasında üyelerden tepkiler gelince, konuşanlara tepki gösterilmemesi konusunda uyarıda bulundu.
Orhan Demirel ise mali genel kurulun takım şampiyonluğa giderken değil, ligler bittikten sonra yapmanın daha doğru olduğunu söyledi.
Kaya Enişte, kulüp ikinci başkanı Nihat Özdemir'in ayrılıp, yerine oğlunu getireceğini açıkladığını, bunu tasvip etmediğini, kulüpte böyle şeylerin demokratik yönden olması gerektiğini vurguladı.
UEFA Kupası'nı kazanmış rakip kulübün başkanının ''Fenerbahçe bizi geçti'' dediğini belirten Enişte, ''Bu sene en verimli transferler yapıldı. Ancak hala takımımız yaşlı. Takım gençleştirilmeli. Real Madrid konumuma düşmemeliyiz, Barcelona olmalıyız. Belki Emenike alındı. 10 milyon avroluk Emenike değil, 100 bin dolarlık Emenike istiyorum. Büyük kulüp, büyük başkan olmak istiyorsanız 95 milyon avroya futbolcu olmayacaksınız, 95 milyon avroya oyuncu satan kulüp olmasınız. Fenerbahçe bugüne kadar hem tüketti, üretmedi'' dedi.Fenerbahçe Mali Genel Kurul'da gergin anlar yaşandı

Fenerbahçe'nin bütçesi sapasağlam F.Bahçe yönetiminin 2010 yılı faaliyetleri ibra edilirken, 367 milyon 465 bin liralık 2011 yılı bütçe tasarısı onaylandı


08.05.2011 15:14
Fenerbahçe'nin bütçesi sapasağlam
Fenerbahçe Kulübü'nün Olağan Mali Genel Kurul Toplantısı'nda, Aziz Yıldırım başkanlığındaki kulüp yönetim kurulunun 2010 yılı faaliyetleri ibra edilirken, 367 milyon 465 bin liralık 2011 yılı bütçe tasarısı onaylandı.
Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri'nde gerçekleştirilen toplantıda kongre üyelerinin üyelerin raporlar üzerindeki görüşlerini açıklamasının ardından ibra ve bütçe konularına geçildi.
Aziz Yıldırım başkanlığındaki yönetim kurulunun 2010 yılı faaliyetleri, kulüp tüzüğünün 19. maddesi gereği profesyonel futbol şubesi hesapları ve denetleme kurulu faaliyetleri oy çokluğu ile ibra edilirken, çok az sayıda üye ibra etmeme yönünde el kaldırdı.

367 MİLYON 465 BİN LİRALIK BÜTÇE ONAYLANDI

2011 yılı için hazırlanan 367 milyon 465 bin liralık bütçe tasarısı onaylandı.
Geçen yılki mali genel kurulda onaylanan 345 milyon liralık bütçe tasarısı, 22 milyon 465 bin lira artışla bu yıl 367.4 milyon liralık rakama yükseltildi.
2011 yılı bütçe tasarısında, giderler kısmının en büyük kalemini, futbolcu transfer giderlerini de içeren, 181 milyon 150 bin liralık profesyonel futbol faaliyet giderleri oluşturuyor.
Bütçenin onaylanmasının ardından gündemde yer alan diğer maddelerin oylamasına geçildi. UEFA kriterleri gereği futbol şubesinin profesyonel ve amatör tüm futbol faaliyetlerinin, kulübün sahibi olduğu Fenerbahçe Sportif A.Ş.'ye devrine ilişkin yapılacaklarla ilgili olarak yönetim kuruluna yetki verildi.
Hakkında 3 yıl süreyle geçici ihraç cezası verilen eski yönetici Hakan Bilal Kutlualp'in, kararın kaldırılmasına ilişkin müracaatı için yapılan oylamada, talebi kabul edilmedi.
Kulüpten ihraç edilen Abdülkerim Turan Kerimoğlu'nun, ihraç kararının bir kez daha disiplin kurulunca görüşülmesi için yaptığı müracaat için yapılan oylama da Kutlualp kararı gibi kabul görmedi.
Toplantıda ayrıca, çeşitli konularda yönetim kuruluna yetki veren diğer maddeler kabul edilerek genel kurul üyelerince onaylandı.

Demet Akalın Formula 1'de istiklal marşı okudu Formula 1 İstanbul Grand Prix'inde büyük bir sürpriz yaşandı.


08.05.2011 15:37

Ünlü pop şarkıcısı Demet Akalın, yarışın açılış töreninde İstiklal Marşı okudu.

HADİSE VE AJDA'DAN SONRA ŞİMDİ DE DEMET AKALIN

Demet Akalın'ın beyaz elbisesiyle çıktığı sahnede okuduğu marş sesi heyecandan yer yer titrese de beğeni kazandı. Demet Akalın'ın, beyaz ceket içine giydiği beyaz gömlek boğazına kadar kapalıydı. Ünlü popçu altına ise giydiği siyah geniş pantolonuyla dikkat çekti. Hatırlanacağı gibi daha önce Ajda Pekkan ve Hadise de İstiklal Marşı okumuşlardı. Hadise'nin milli marş performansı yoğun eleştiriler almıştı.
İŞTE O GÖRÜNTÜLER..

Yarışları üç günde 115 bin kişi izledi Formula 1 DHL Türkiye Grand Prix'sini 3 günde toplam 115 bin kişinin İstanbul Park'ta izlediği açıklandı.


08.05.2011 18:31
Yarışları üç günde 115 bin kişi izledi
Organizasyon komitesi tarafından yapılan açıklamada, 6-7-8 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Formula 1'de toplam 115 bin kişi İstanbul Park pistine geldi.
Yarışın olduğu bugün ise tribünlere giren sayısı 42 bin olarak bildirildi. Geçen yıl da yarışları 3 günde 110 bin 400 kişinin, pazar günü ise 41 bin 800 kişinin izlediği açıklanmıştı.

Vural: Anlaşırsam eğer.. Konyaspor'da teknik direktör Yılmaz Vural, yönetimle anlaşması halinde gelecek sezon da devam edeceğini söyledi.


08.05.2011 19:28
Vural: Anlaşırsam eğer..
Konyaspor Teknik Direktörü Yılmaz Vural Spor Toto Süper Lig'deki son maçlarında başarılı olmak istediklerini ifade ederek, "Kazanarak dönmek isterdik ama olmadı" dedi.
Vural, hücuma çıkarken sağ kanatta kaptırdığımız toplar sonunda yenik duruma düştük. 2. devre oyunu dengeledik ve golü de bulduk. Sonra yine hücuma çıkarken kaptırdığımız toplar nedeniyle tehlikeler yaşadık. Bunların biri sonunda da tekrar yenik duruma düştük. Oyuncularımın iyi mücadele ettiğini düşünüyorum ve kendilerini tebrik ediyorum" diye konuştu.
Konyaspor'un gelecek sezon Bank Asya 1. Ligi'nde mücadele edeceğini hatırlatan Vural, bir gazetecinin sorusu üzerine yönetime bir rapor verdiğini kaydederek, şartlarda ve ekonomik anlamda anlaşmaları durumunda, gelecek sezon da takımın başında kalmayı istediğini sözlerine ekledi.

6 Mayıs 2011 Cuma

Erkekler sevişirken iyi ben dans edince ‘ayıp’

ERKEKLER SEVİŞİRKEN İYİ

Hadise, kliplerini eleştirenlere sert çıktı: “Erkek popçular kliplerde mankenlerle öpüşüp sevişiyor, kimseden çıt çıkmıyor. Ben dans edip şarkımı söyleyince ‘Çok açık saçık’ deniyor.”

HADİSE, yeni albümü “Aşk Kaç Beden Giyer”i tanıtmak için Radyo Turkuvaz’da yayınlanan “Hopdedik Ayhan Show”a konuk oldu. Ünlü şarkıcı, kliplerini eleştirenlere yanıt verdi: “Dikkat edin, ülkemizdeki yıldız dediğimiz erkek sanatçılar kliplerinde yerli-yabancı mankenlerle öpüşüp sevişiyor, kimseden çıt çıkmıyor. Ben ‘Superman’ klibimde dans edip şarkımı söyleyince ‘A olmaz, çok açık saçık olmuş bu klip’ deniyor. İyi de bu çifte standart niye? Üstelik şu ana kadar hiçbir klibimde kimseyle öpüşmedim, sadece dans ediyorum.”

Seksi olmayı seviyorum
Ünlü şarkıcı, Hopdedik Ayhan’ın “Beyaz Show’da giydiğin ve Beyazıt Öztürk’ün bile hararetini artırdığın kırmızı elbise şimdiden efsane oldu” sözleri üzerine de “Evet, o kıyafetle herkesin diline düştüm. O tarz elbiseleri giyen çok ama önemli olan taşımak. Seksi olmayı seviyorum, sonuçta açılıp saçılmıyorum. Herkes gibi bir kıyafet giyiyorum ama hakkını veriyorsam, pardon da kime ne?” diye konuştu.
Pişman değilim
Hadise bir soru üzerine, “Beni tanıyan bilir. Bugüne kadar yaşadığım hiçbir şeyden pişmanlık duymadım. Hatta İyi ki de yaşamışım ki bak bugün bu albüm ortaya çıktı” diye konuştu.

“Survivor”da bu kez yumruklar konuştu, Pascal Nouma ve Nihat Doğan arasındaki gerginlik kavgaya dönüştü. Ödül oyunu sırasında birbirine giren ikiliyi set ekibi güçlükle ayırdı.

Ada karıştı


ADA KARIŞTI


İŞTE O ANLAR- Foto/galeri     
“Survivor”da bu kez yumruklar konuştu, Pascal Nouma ve Nihat Doğan arasındaki gerginlik kavgaya dönüştü. Ödül oyunu sırasında birbirine giren ikiliyi set ekibi güçlükle ayırdı.     
Kaşar kavgası  
“Survivor”da önceki gün çamur havuzunda ödül oyunu oynandı. Dominik-Las Terenas’ta yapılan çekimlerde, gazeteciler de hazır bulundu. Oyunun finalinde Pascal Nouma, Nihat Doğan ve Ebru Destan yan yana mücadele etti. Ancak yarışı önde götüren Doğan’ın “Bunları kaşar ekmek gibi yerim ben” demesi, ortamın gerilmesine neden oldu. Destan’ın “Doğru konuş” uyarılarına kulak asmayan Doğan, rakiplerini yenince ipler koptu.
Set ekibi ayırdı
Sinirlenen Pascal Nouma, vücudundan aldığı çamuru Nihat Doğan’a fırlattı. Kadın oyuncuların “Sen kime kaşar diyorsun” tepkileri ortamı iyice gererken, Doğan ve Nouma arasındaki sataşmalar küfürleşmeye dönüştü. Ve sinirlerine daha fazla hakim olamayan Nouma, ünlü şarkıcıya saldırdı. Önce diğer yarışmacılar, ardından da set ekibi araya girip ikiliyi ayırdı. Herkesin “olay bitti” dediği anda Pascal, bir kez daha saldırıya geçti.

Kurtlar Vadisi Pusu 124.Bölüm Reklamsız Kesintisiz İzle

1. Kısım



2. Kısım



3. Kısım




4. Kısım



5. Kısım



6. Kısım



7.Kısım



8.Kısım

18 yaşında ama... GALERİ "Paraya tapıyorum" diyen Kate Upton, şimdi de Jenna Leigh adlı iç çamaşırı firmasının yüzü oldu

06 Mayıs 2011 Cuma, 15:02:21
 Galeri için tıklayınız...
Sports Illustrated dergisinin yılda bir kez çıkan özel bikini sayısına verdiği muhteşem pozlarla bir anda moda dünyasının gözdelerinden biri haline gelen 18 yaşındaki ABD'li model Kate Upton, kariyerinde hızla yükselmeye devam ediyor. Son olarak Jenna Leigh adlı iç giyim firmasının yeni modelleri için objektif karşısına geçen Upton, servetini günden güne genişletiyor. Upton, geçtiğimiz hafta Twitter sayfasına "Paranın kölesiyim" yazınca, hayranlarından biri kendisiyle bir gece geçirmek için bir milyon dolar teklif etmişti.

Tecavüz ettiği genç kızı karısına 'kuzenim' diye tanıttı

Tecavüz ettiği genç kızı karısına kuzenim diye tanıttı
 Kocaeli’de, bir mezarlıkta "cinsel saldırıda" bulunduğu genç kızı, bir gün evinde zorla tuttuğu ve imam nikahıyla birlikte yaşadığı kişiye de "kuzeni" olarak tanıttığı öne sürülen kişi gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Kartepe’de yaşayan Emrah B, İzmit’te yaklaşık bir ay önce tanıştığı 21 yaşındaki M.A. ile Arslanbey Mahallesi’nde bulunan bir parkta buluştu.

Bir süre M.A. ile sohbet eden Emrah B, parkın hemen yanında bulunan mezarlıkta kardeşinin mezarının bulunduğunu ve ona dua etmek istediğini belirterek, genç kızı mezarlığa götürdü.

Bu sırada zorla götürdüğü mezarlıktaki tuvalette genç kıza cinsel saldırıda bulunan Emrah B, daha sonra genç kızın telefonundaki sim kartı çıkartarak cebine koydu.

Sinir krizi geçiren genç kızı "seninle evleneceğim" diyerek sakinleştirmeye çalışan Emrah B, daha sonra M.A’yı aynı mahalledeki evine götürerek imam nikahıyla birlikte yaşadığı M.K’ya "teyzesinin kızı" olarak tanıttı.

Emrah B’nin evli olduğunu gören M.A. sinir krizi geçirdi.

Bunun üzerine genç kızı, "Eğer olanları birine söylersen mezarlıkta çektiğim görüntüleri internette yayınlarım" şeklinde tehdit eden Emrah B, bir gün evinde zorla tuttuğu M.A’yı serbest bıraktı.

Genç kız ve ailesinin şikayetçi olması üzerine Emrah B. evinde gözaltına alındı.

Zanlı Emrah B’nin emniyetteki ifadesinde, cep telefonuyla çektiği görüntüleri sildiğini söylediği öğrenildi.

Bu arada, olaydan dolayı psikolojisi bozulduğu öğrenilen M.A’nın tedavi görmeye başladığı bildirildi.

YARIŞIRKEN ÖLMEK İSTEMİŞTİ Ayron Senna

1994 yılında Imola pistindeki yarışın 7. turunda 210 km. hızla Tamburello Dönemecine girerken virajı dönemeyip beton duvara çarpan efsane yarış pilotu Aryton Senna, direksiyon milinden kopan bir kaynak parçasının kaskı delerek başına saplanması sonucu 34 yaşında hayatını kaybetmişti. Alçak gönüllüğü ve hayırseverliliği ile hayranlarının gönüllerinde taht kuran Senna, hayatını kaybetmeden önce verdiği bir röportajda adeta kendi geleceğinden bahsetmişti. Senna röportajında, "Yarışlar, rakiplerle mücadele benim kanımdadır benim bir parçamdır. Eğer bir gün, hayatıma mal olacak bir kaza geçirirsem tek isteğim her şeyin hemen, bir anda olup bitmesidir. Öleceksem yarışta öleyim" demiş ve aynen de öyle olmuştu. Senna’nın hayat hikayesini anlatan ödüllü belgesel, hayranlarının yoğun isteği üzerine 6 Mayıs'tan itibaren Türk sinemalarında vizyona girdi.

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player


MFÖ'den 40. yıl şerefine özel albüm MFÖ bu ay yepyeni şarkılarından oluşan bir albüm çıkarmaya hazırlanıyor.


06.05.2011 - 13:09
MFÖ'den 40. yıl şerefine özel albüm
Üstelik bir anlamda bu albüm birlikte geçen 40 yılın da özeti olacak. Ama, Mazhar Alanson'un '40 yıl' mevzuuna itirazı var...

3 AYRI JENERASYON DİNLİYOR

MFÖ, birlikte müzik üreterek 39 yılı devirmiş durumda. Konserlerini üç ayrı jenerasyon izliyor.Mazhar Alanson, Özkan Uğur ve Fuat Güner, bu ay içinde piyasaya çıkacak yeni albümlerini Vogue dergisine anlattı.
Mazhar Alanson, iki yıl önce verdiği bir röportajda, "MFÖ'yle artık albüm yapmamız zor, yalnızca konserlerde bir araya geleceğiz" demişti. Bu beyanatının hatırlatılması üzerine şu yanıtı veriyor: "Dün dündür, bugün bugündür'le büyüdük biz." Nitekim, "Bugün bugündür" kıvamına gelinmiş.

MFÖ'NÜN 40. YILI

Özkan Uğur, "MFÖ'nün albümü çıkacak diye bir durum yoktu aslında" diyor, "Daha önceden herkesin bir solo albüm çalışması vardı. Sonradan döndürdük MFÖ yapalım diye. O da 40 yılla ilgili galiba." Üçlünün birlikteliğinin 39 seneyi devirmişliği söz konusu. Bir albümle taçlandırılmayı hak eden 40 yılın hatırı var. Gel gelelim, Mazhar Alanson'un da bu 40 yıl mevzuuna fena halde gıcığı ve itiraz edesi var: "Hayır, ben bu 40 yıl işini hiç sevmiyorum" diyor. "39'uncu yıl aslında bu yıl. Zaten şarkıları yapıyoruz, konserlere çıkıyoruz. 40'ıncı yıl diye üzerine tüy mü dikiliyor? Özel bir durum yok ki..."
Yataktakİ karı-kocaGrubun dağıldığına, henüz değilse yakında illa ki dağılacağına dair sayısız haber çıktı. MFÖ elemanları sinemaydı, diziydi, reklamdı, solo albümdü, birbirlerinden bağımsız onlarca iş yaptı. Sonra bir vakit geldi, ufukta yeni bir MFÖ albümü belirdi.Yüzümü kızartıp, onları geçimsiz ama seks hayatı parlak karı-kocalara benzettiğimi söylüyorum.
F.G.: Çok doğru bir şey söylüyorsun, bizde sahneye çıktığımız anda her şey biter.
Ö.U.: Ki, sahneye çıkmadan hemen önce çok ağır kavgalar ettiğimiz de olmuştur.
M.A.: Kavga etmiş de olsak, yapacağım iltifatı, espriyi yine yaparım yani sahnedeyken. İyi ki telif hakları erken çıkmadı, yoksa göbeklerle falan havuz başında oturuyor, erkenden de ölüyor olacaktık. Çalışmak zorunda kaldık.
M.A.: Şarkılar çok ünik şarkılar; onlar olmasa bizim suratımıza kimse bakmaz. Bizim hâlâ hayatta olup şarkıları çalıyor oluşumuzun da tabii tesiri var.
"Ego da yoruluyor, bir yerden sonra"40'ıncı yıl mevzuu, röportaj boyunca devam ediyor. Bu kardeş didişmesini andıran takılmalarda kime nasıl bir rol düşüyor? Birbirlerini anlatıyorlar:
Ö.U.: Fuat prensiplidir, planının bozulmasından nefret eder. Hesabını kitabını çok iyi yapar. Mazhar çok önemli bir pilottur, kaldırır uçağı. Türkiye'nin önemli bir söz yazarı ve bestecisidir, Fuat da öyle.
M.A.: Fuat savaşçıdır. Özkan dengedir.
F.G.: Özkan hem dengedir, hem de çok yardımseverdir. Türkiye'de hem dans edip hem bas gitar çalıp hem de şarkı söyleyebilen tek kişidir. Mazhar kimi zaman insanı cennete yollar, kimi zaman cehenneme...
M.A.: Psikopat diyecek diyemiyor.
F.G.: Başka insanlar görse, bunlar bir daha birbirlerinin suratına bakmayacak derler ama biz birbirimize en ağır kritikleri yapar, en ağır sözleri söyler, akşamına da unuturuz. Çünkü o yılların getirdiği alışkanlıkla sen, başka birine söylememen gereken bir şeyi de söyleyebiliyorsun.
Ö.U.: Yok ya, asabiyetten değil, konserlerdeki kulaklıklardan o. Ben de onu sonradan anladım. Ama alınganlık etmemek falan, onlar biraz zor iş. 39 yıl...
M.A.: Ya, eskiden olan sidik yarışlarımız filan hepsi duruldu. Nefis de yoruluyor, ego da bir yerden sonra. Daha oluruna bırakıyorsun. Çünkü sıkıntıdan tansiyonlar oynuyor. Küçük, abuk subuk şeyler için yormuyoruz artık birbirimizi.
İsmi belli değil "Son dakka işleridir bunlar, kusura bakma" diyorlar. Alanson, "'Ne güzel şeysin sen, hep yaşın 19, gel yanıma, sar beni, bugün var, yarın yokuz' şeklinde giden bir şey var. İlk klibi ona çekeriz diyorum" diye anlatıyor. Güner "Güzel albüm oldu" diyor "Kendi aramızda memnun kaldık. Normalde pesimistizdir biraz, yaptık işte der, geçeriz."

Cem Sultan'dan Servet'e hodri meydan Cem Sultan'ın Servet Çetin hakkındaki sözleri çok konuşulacak


.
06.05.2011 16:27

Tarihinin en kötü sezonunu yaşayan Galatasaray'da sular durulmuyor. Yönetim bazında yaşanan sıkıntılar bambaşka boyutla saha içine de indi. Dün idmanda yaşanan Cem Sultan ve Servet Çetin tartışması, genç futbolcu Cem Sultan'ın bugün sosyal medya ağlarından twitter'daki hesabından yazdığı sert ve bir o kadar da çarpıcı sözlerle büyük gündem yarattı.

SEN KİMSİN?

"Bana babam el kaldırmadı. Sen kimsin?" diyen Cem Sultan, "Seninle aynı formayı giyiyorum diye utanıyorum" ifadelerini kullandı. "Kardeşimden de küçüldün" diyen Cem Sultan, "Bak SERVET ÇETİN sert vuramamışsın demek ki suratıma hala konuşuyorum. Sana abi diyordum. Kardeşimden de küçüldün artık gözümde..." yazdı. Bu açıklamalarından sonra Galatasaray Kulübü'nden Cem Sultan'a ceza verilmesi bekleniyor.


"Para şöhret herşey var sende bende hiçbiri yokk bende war ola seyde sende yok gücün bana yeter belkı ama adamlıkta senı ayıklarım"
"altına alır ÇİĞNERİM"
"söyle büyük insan dew adam adamlıktan bahsetsene bana küçüğe vurmak küfür etmek adamlıksa ben şerefsiz ahlaksız bi insanın tekiyim"
"ıstedığınız kadar vurun dusurun ben yıne kalkıcam o Taşıyamadığız kutsal formayı en iyi şekilde taşıcam yazıklar olsun sıze"
"dünkü açıklamaların çok iyiydi ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün söylicek daha fazla bısey bulamıyorum"
"Senle aynı formayı giyiyorum diye utanıyorum hatta"
"bak servet çetin sert vuramamısssın demekkı suratıma hala konusuyorum sana abı dıyodum kardesımden de kuculdun artık gözumde"
"gerekırse futbolu bırakırım bana babam el kaldırmadı bu yasıma kadar sen kımsın"

"SAOL ABI BASLAMADAN FUTBOLU BANA BIRAKTIRDIGIN ICIN"

"SAOL BABA Beni böle yetıstırdıgın ıcın hakkımı savunmak dogruyu sölemek dogru soleyenı 9 köydn kowarlar ama kımse bılmezkı 10.köyun oldunu"